NECiP FAZIL VE BiZ

üSTAD NECiP FAZIL KISAKüREK

ANA SAYFA
HAYATI ve ESERLERi
üSTAD NECiP FAZIL KISAKÜREK
BAZI ESERLERiNiN TAHLiLLERi
üSTAD ve TASAVVUF
SiiR VE USTAD
FOTO ALBÜM
BiR SiiR

Ne azap, ne sitem bu yalnizliktan

 Bendedir
Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan,
Kime ne, aşılmaz duvar bendedir,
Süslenmiş gemiler geçse açıktan,
Sanırım gittiği diyar bendedir.

Yaram var,  dövemez havanlar merhem;
Yüküm var,  pazarlar bulamaz dirhem.
Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;
Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir

 AKŞAM

Güneş çekildi demin,
Doğdu bir renk akşamı.
Bu, bütün günlerimin,
İçime denk akşamı.

Akşamı duya duya,
Sular yattı uykuya;
Kızıllık çöktü suya,
Sandım bir cenk akşamı...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

hapis.jpg

 

ZİNDANDAN MEHMED'E MEKTUP

 

Zindan iki hece. Mehmed'im lafta!

Baba katiliyle baban bir safta!

Bir de geri adam, boynunda yafta...

          Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!

          Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!

 

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,

Kırmızı tuğlalar altı köşeli.

Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

          Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak

          Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

 

Bir alem ki, gökler boru içinde.

Akıl almazların zoru içinde

Üstüste sorular soru içinde.

          Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?

          Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

 

Bir idamlık Ali vardı, asıldı

Kaydını düştüler, mühür basıldı.

Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı

          Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;

          Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

 

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!

Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat...

Beni Allah tutmuş kim eder azat?

          Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...

          Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

 

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil

Sayım var, maltada hizaya dizil!

Tek yekün içinde yazıl ve çizil!

          İnsanlar zindanda birer kemmiyet;

          Urbalarla kemik, mintanlarla et.

 

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;

Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...

Yalnız seccademin yönünde şefkat

          Beni kimsecikler okşamaz madem

          Öp beni alnımdan, sen seccadem!

 

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!

Dakika düşelim, senelik paydan!

Zindanda dakika farksız aydan

          Karıştır çayını zaman erisin

          Köpük köpük, duman duman erisin!

 

Peykeler, duvara mıhlı peykeler

Duvarda, başlardan yağlı lekeler

Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...

          Duvar, katil duvar yolumu biçtin

          Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

 

Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar

Tek nokta seçemez dünyada nazar

Yerinde mi acep, ölü ve mezar?

          Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?

          Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

 

Ses demir, su demir ve ekmek demir...

İstersen demirde muhali kemir.

Ne gelir ki elden, kader bu, emir...

          Garip pencerecik, küçük daracık;

          Dünyaya kapalı, Allah'a açık

 

Dua, dua eller karıncalanmış;

Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış

Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış

          Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu

          İplik ki incecik, örer boşluğu

Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş

Karanlığında nur, yeniden doğuş...

Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!

          Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!

          Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

 

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

          Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!

          Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir


 

http://muratsagbas.sitemynet.com/muratsagbas/index.htm

BiLGiLENMEK, BiLGiLENDiRMEK VE PAYLASMAK iÇiN MUTLAKA ZYARET EDiN. http://www.entelforum.cjb.net

parlayanartalan.gif

FEZA PİLOTU ***

Yirminci yüzyılın ablak yüzlü pilotu
Buldun mu Ay yüzünde ölüme çare otu ?

Bir odun parçasına at diye binen çocuk
Başında çelik kulaf, sırtında plastik gocuk.

Uzakları yenmiş Fatih edasındasın|
Dipsizliğin dibini bulmak sevdasındasın...

Allah'a dil çıkarır gibi küstah bir yarış...
Farkında değilsin ki, Ay Dünya'ya bir karış.

Fezada milyarlarca ışık, yol, mesafe;
Seninki, saniyelik zafer, ilmi hurafe.

Kavanozda, kendini deryada sanan balık;
Ne acı vahşet, mağrur ilimdeki kalabalık;

Fezada 'Allah diye bir şey yok' iddiası
Gel gör, kaç füzeye denk, bir mü'minin duası;

Rafa kaldırmak için ruhlarını dürdüler;
Güneş diye kalpteki güneşi söndürdüler.

Bilmediler; kalptedir, kalptedir asıl feza;
Kalptedir, olumsuzluk kefili kutsi imza.

Sayıdan sonsuzluğa sınıf geçirtecek not;
Bizdedir ve bizdedir Arş'a giden astronot,

Ve mekandan arınmış ve zamandan ilerde,
Fezayı teslim alma sırrı bizimkilerde.

Bizimkiler ışığa gem vururda binerler;
Yerden göğe çıkmazlar, gökten yere inerler..

NECİP FAZIL KISAKÜREK

parlayanartalan.gif

GARİPÇİK

 

Bahçemde Yusufçuk adlı kuş

Öter hep; Necipçik, Necipçik!

Bir iğne, kalbime sokulmuş,

Başımda küt diye bir dipçik.

 

Tabiat, gurbetten bir pusu;

Çırpınır, deniz arar su.

Haykırır, baykuşu, kumrusu:

Var yürü, garipçik, garipçik...

necipfazilkisakurek.gif

DESTAN

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekun hattını afet;

Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

Durum diye bir laf var, buyurun size durum;

Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!

Bir şey koptu benden, şey, Herşeyi tutan bir şey.

Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey,

Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,

Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;

Evde cinayet, tramvay arabasında zina!

Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;

Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!

Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:

Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!

Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,

Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!

Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!

Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;

Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç;

Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;

Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;

Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;

Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap!